
Altın Kız
Yok demek suçmuş. Daldan bir kuş uçmuş, Uçmuş uçmuş da gidip bir evin damına konmuş. Konduğu evde Mehmet Emmi diye birisi varmış. Mehmet Emmi kendi halinde, iyi kalpli birisiymiş. Her gün erkenden kalkar, bağına bahçesine gider, kimseye muhtaç olmadan yaşarmış. Dürüst ve güvenilirmiş. Çok çalışkanmış.
Kitap
Sayfa 1–2 / 10
BEKİR CANER
ALTIN KIZ
MASAL
ALTIN KIZ
Zaman zaman içinde
Kalbur saman içinde.
Diye başlayalım söze,
Güzel bir masal anlatalım size.
Masal masal maniki
Kuyruğu var on iki.
On ikinin yarısı,
Yumurtanın sarısı.
Gökten üç elma düştü,
Üç elmanın birisi,
Senin olsun irisi.
Küçüğü bana yeter,
Ona yeter, buna yeter.
Öyle ki yiye yiye bitmez de
Dünyaya yeter.
Sen elmayı yiye dur,
Şimdi de masala buyur.
Bu masalı ninemden dinledim.
Birazını da kendi ekledim.
Alladım pulladım,
Sana yolladım.
Bir varmış, bir yokmuş.
Yok demek suçmuş. Daldan bir kuş uçmuş, Uçmuş uçmuş da gidip bir evin damına konmuş. Konduğu evde Mehmet Emmi diye birisi varmış.
Mehmet Emmi kendi halinde, iyi kalpli birisiymiş. Her gün erkenden kalkar, bağına bahçesine gider, kimseye muhtaç olmadan yaşarmış. Dürüst ve güvenilirmiş. Çok çalışkanmış.
Eşi bir kaza sonucu ölünce kızı ile birlikte kalakalmış. Kızı güzel mi güzel, tatlı mı tatlı, akıllı mı akıllı imiş. Adı da Emine'ymiş.
Yıllar geçmiş. Baba kız kendi hâllerinde yaşarlarken konu komşu ve dahi hısım akraba Mehmet Emmi'yi evlendirmeye karar vermişler. Allem etmişler, kallem etmişler; Dudu'yu gelin ve üvey anne olarak eve getirivermişler. Dudu'nun da Emine yaşlarında Cemile adında bir kızı varmış. Mehmet Emmi Cemile'yi de öz kızı gibi bağrına basmış.
Sola kaydırınca sonraki sayfa açılır
Diğer eserler


