
Cevizli Dere
Yine her zamanki gibi gizli yerimize gidiyorduk. Son bahar geldiği için ağaçların yaprakları sararmaya başlamıştı. Yakında okul açılacaktı. -Buraya gelirken onların evinin oradan geçtim. Bahçede annesi ile ceviz kabuğu ayıklıyordu, dedi Celal.
Kitap
Sayfa 1–2 / 23
BEKİR CANER
CEVİZLİ
DERE
HER YAŞ İÇİN
Yayına hazırlayan : Güner CANER
CEVİZLİ DERE
Yine her zamanki gibi gizli yerimize gidiyorduk. Son bahar geldiği için ağaçların yaprakları sararmaya başlamıştı. Yakında okul açılacaktı.
-Mehmet'i gördünüz mü, diye sordu Osman.
-Buraya gelirken onların evinin oradan geçtim. Bahçede annesi ile ceviz kabuğu ayıklıyordu, dedi Celal.
-Ceviz kabuğu mu ayıklıyordu?
-Evet. Ama merak etme az sonra gelir. Beni görünce ayağa kalkmıştı ama annesi "işini bitirdikten sonra gidebilirsin" diye azarladı.
-Cevizleri gördün mü?
-Tabi gördüm. Yere dökmüşlerdi. Bir çuvaldan fazlaydı.
Üçümüzde meraklanmıştık. Köyde çok az ceviz ağacı vardı. Onların da meyveleri daha olgunlaşmadan köyün çocukları tarafından birer ikişer aşırılırdı.
Gizli yerimiz köyün hemen dışındaki yaşlı meşe ağacıydı. Hepimiz çevik bir şekilde ağaca çıkıp dallarına tünediğimizde konu cevizlerdi. Bir saat kadar sonra Mehmet geldi. Yanında bizim için ceviz de getirmişti. Henüz kabukları üzerinde olan taze meyvelerdi bunlar. Yeşil kabuk yer yer çatlamış, sarımtırak bir renk almıştı. Yavaşça burnuma götürdüğümde hoş bir kokusu vardı. Ceviz kokusunu oldum olası severdim.
Ceviz bizim için kutsal bir meyveydi. Bayramlarda önemli günlerde annem baklava yapardı ve baklavanın hem içinde hem de üstünde ceviz olurdu. Bu yüzden ceviz demek tatlı demekti.
Birer tanesini ellerimiz titreyerek kırdık ve henüz tam olgunlaşmamış bembeyaz ceviz içini büyük bir tat alarak yedik. Bu sırada Mehmet de cevizlerin nereden geldiğini anlatıyordu.
Sola kaydırınca sonraki sayfa açılır
Diğer eserler


