
Dördüncü Bölük
"Bu iş artık bitmeli," dedi. "Biliyorum çok yorgunsunuz ama…" Sesinde çaresizliğin verdiği üzgün bir ton vardı. Aylardır geceli gündüzlü çalışıyorlardı. Kimsede değil çalışmak parmaklarını bile oynatacak güç kalmamıştı. Üstelik de her gün yarı açtılar. Yiyecek çok azdı. Genellikle öğleye doğru bir tas çorba içiyor, yatsıya kadar onunla idare ediyorlardı. Yatsıya doğru ya bir avuç ya da iki avuç kuru üzüm dağıtılıyor, onu yiyip bir tas kadar da -bulabilirlerse- ayran içtikten sonra hallerine şükredip yatıyorlardı. Yatmak da sıraylaydı. Topu topu yirmi kişiydiler. Bir subay ve bir Başçavuş, geri
Kitap
Sayfa 1–2 / 215
BEKİR CANER
DÖRDÜNCÜ BÖLÜK
7 sayfa ekle
YAZARI : BEKİR CANER
Yayına hazırlayan : GÜNER CANER
Kapak :MUSTAFA SEZGİN
Güneydeki Değirmen'i okudunuz mu?
İSBN:
Baskı
DÖRDÜNCÜ BÖLÜK
Yüzbaşı Faruk gözlerini kaçırarak:
"Bu iş artık bitmeli," dedi. "Biliyorum çok yorgunsunuz ama…" Sesinde çaresizliğin verdiği üzgün bir ton vardı.
Aylardır geceli gündüzlü çalışıyorlardı. Kimsede değil çalışmak parmaklarını bile oynatacak güç kalmamıştı. Üstelik de her gün yarı açtılar. Yiyecek çok azdı. Genellikle öğleye doğru bir tas çorba içiyor, yatsıya kadar onunla idare ediyorlardı. Yatsıya doğru ya bir avuç ya da iki avuç kuru üzüm dağıtılıyor, onu yiyip bir tas kadar da -bulabilirlerse- ayran içtikten sonra hallerine şükredip yatıyorlardı. Yatmak da sıraylaydı. Topu topu yirmi kişiydiler. Bir subay ve bir Başçavuş, gerisi erdi. Mehmet Ali'de asker sayılıyordu. Ama ne erdi ne de subay. Çünkü henüz ne olduğuna dair kesin bir emir gelmemişti; ama hepsi de onu teğmen olarak görüyorlardı. Çünkü aralarında Yüzbaşıdan sonra tek tahsilli o vardı. Başçavuş bile zorlukla okuyup yazıyordu. Çoğu geri hizmete alınmış gazilerdi. Birçok savaşa girip çıkmışlar, çeşitli yerlerinden yaralanmışlar, kısmen sakat kalmışlardı. Çoktan terhis olmaları gerekiyordu ama ordunun onlara hâlâ ihtiyacı vardı.
"Bu pist artık bitmeli. Çünkü bize verilen süre yarın doluyor. Ne yapacaksak bu gün yapacağız."
"Biter evvel Allah," dedi saçı sakalına karışmış, üzerindeki elbiseler lime lime olmuş yaşlı Başçavuş.
"O zaman…"
Yüzbaşının sözlerini tamamlamasına fırsat vermeden baltasını, çekicini, küreğini, balyozunu alan hemen iş başı yapıverdi. Yüzbaşı arkalarından yutkundu kaldı. Sonra Avuçlarının içi su toplamış bacakları vücudunu taşıyamayacak kadar bitkin olan en arkadaki gence seslendi:
Sola kaydırınca sonraki sayfa açılır
Diğer eserler


